17 02 2013

Sınıfta Beş Zorlu Kişilik ve Onlarla Başetme Yolları

Sınıfta Beş Zorlu Kişilik ve Onlarla Başetme Yolları
Bekir Özer > ozerbekir@gmail.com
Avustralyalı bir eğitimci olup dünya genelinde; davranış yönetimi, stres ve eğitim dersleriyle öğretmenler için benzer yardımcı programlar yapıp dersler veren tanınmış bir yazar olan Bill Rogers, ‘Behavior Management: A Whole-School Approach’ adlı kitabında sınıfta yönetilmesi zor öğrencilerle nasıl baş edilebileceğini anlatmaktadır.
Her öğretmen, etkili sınıf yönetiminin ne kadar önemli bir konu olduğunu bilir. Özellikle 25 ve daha fazla öğrenciden oluşan sınıflarda bu durum daha da önemlidir. Çünkü farklı çevre, yetenek, birikim ve mizaçlardaki öğrencilerden oluşan bir sınıfta öğretmenlik yapabilmek gerçekten cesaret ve başarı ister. Öğretmeni çıldırtabilecek bazı öğrenci davranışları, bu görevi daha da zorlu hâle getirebilmektedir. Bu yazıda zorlu öğrenci kişiliklerinden geveze, yapışkan, protestocu, tartışmacı ve somurtkan tipler için geliştirilmiş stratejilere yer verilmektedir.
1.Geveze
Sınıfta, grup aktivitelerinden önce öğretmen tahtada bir hususu açıklarken iki öğrenci aralarında fısıldaşmaya başlar…
Öğretmen: Lisa ve Emma, size bir şeyler anlatmaya çalışıyorum.
Lisa: Ben konuşmadım.
Öğretmen: Ben gördüm Lisa, ben anlatırken dikkatli ol, Emma ile konuşma.
Lisa: Ama öğretmenim! Emma sadece bana ödev konusunda bir soru sordu.
(Öğretmen Lisa’nın ses tonundan ve el-kol hareketlerinden rahatsız olur.)
Öğretmen: Bak, kimin ne dediği beni ilgilendirmiyor! Lütfen dersi dinleyin!
Lisa: Ama, öğretmenim!
Konuşmaya devam eden Lisa için öğretmen, yüksek sesle “Lisa!” diyerek devamla “bir kelime daha konuşursan…” ya da “uff, çocuklar, hastayım ve yorgunum…” gibi zararlı etkilere yol açan tepkiler verebilir.
Böyle bir durumda şu stratejiler izlenebilir:
1- İstenilmeyen/yanlış yapılan davranışa değil, istenen davranışa odaklanın. Olumlu bir yönlendirme yapın veya hatırlatmada bulunun ve akabinde teşekkür edin.
Mesela: “odun gibi olmayın” ifadesi yerine “bir zamanlar…” ya da “bizim görgü kurallarımıza göre…” şeklindeki cümleler kullanılmalıdır. Problemi fazla büyütüp olumsuz tavrı pekiştirmemelidir. Yine bu bağlamdaki düzeltme maksatlı ifadelerde “lütfen” yerine “teşekkür ederim” kullanılmalıdır. Böyle bir yaklaşım, istenen davranışın elde edilmesine daha uygundur.
2- Tepkilerinizi uygun bir ses tonu ve beden diliyle gösterin. Öğrenciler tarafından büyük ölçüde sözel değil, karakteristik davranışlarımıza göre algılanırız. Türkçemizde var olan “Ne dediğin değil, neyi nasıl yaptığın önemli” sözü bu durumu çok net açıklar. Mesela öğrenciye yavaşça yaklaşıp “teşekkürler” derken iğneleyici bir ses tonu ve parmağınızı öğrencinin gözüne sokacak sallama, teşekkürünüzü etkisizleştirecek, olumlu sözlerinizi boşa çıkaracaktır. Ses tonunuz, göz temasınız, öğrenciye yaklaşımınız ve beden diliniz bir bütün hâlinde olumlu olmalıdır. Yine Türkçemizde kullanılan “Sen bal satıyorsun ama yüzün sirke satıyor” sözü bu durumu izahta kullanabileceğimiz bir deyiştir.
3- Öğrencileri derse odaklamak, dikkatlerinin devamlılığını sağlamak istediğinizde kontrollü bir duraklamada bulunun. Bir uyarıda bulunmadan önce 5-6 saniyelik bir duruş öğrencilerin ilgisini çekecek, size bakmalarını ve dinlemelerini sağlayacaktır. Bu duruşun hemen ardından sorumluluklarını ve beklentilerinizi hatırlatabilirsiniz. Mesela sınıfın diğer tarafında konuşan iki öğrenciye öğretmen, “Lisa, Emma! Ne yapıyorsunuz?“ diye seslendiğinde, bu öğrenciler ne sorulduğunu değil, sadece kendilerine seslenildiğini
duyacaklardır. Otoriter bir ses tonuyla öğrencilerin isimlerini söyleyerek konuşmaya başlayıp 5-6 saniyelik duraklamanın ardından söyleyeceğimiz asıl konuyu ifade etmek, daha etkili olacaktır.
4- Problem oluştuğunda detaylara girmeyin, ana hedeften sapmayın. Ders esnasında konuşanlara “ana hedefimiz olan kendilerine bir şeyler öğretmek ve diğerlerinin öğrenmesini engellememeleri” için önlerine dönmelerini ve dinlemelerini istediğimizi hatırlatmalıyız. Bu hatırlatma konuşanların tartışması ya da somurtmalarına sebep olursa artık “konuşmanın zararı üzerine” tartışmayıp sınıf kuralları ve kişilik hakları üzerinde kısaca durulup yeniden ana hedef belirtilebilir. Bunu yaparken öğrencinin duygularını incitmeden onun da bazı konularda haklı olabileceğini belirterek asıl konuya dönülmelidir.
Gevezeler için eylem stratejisi
Öğretmen ödev verirken Lisa ve Emma’nın özel konuşmaları arkadaşlarının ilgilerini dağıtır. Öğretmen konuşmayı durdurur. Bazen, bu kısa duruş tek başına öğrencilerin dikkatini çekmek için yeterli olabilir. Ancak ödev dağıtımı sırasında böyle bir yöntem doğru değildir. Dolayısıyla o, öğrencileri önlerine dönme ve dinleme konusunda sakince uyarır: “Lisa, Emma! Önünüze dönün ve dinleyin, teşekkürler.” Lisa, küser ve der ki: “Biz sadece ödev hakkında konuşuyorduk.” Bu nokta da durumun doğruluğu ya da yanlışlığı öğretmeni ilgilendirmez. “Haklı olabilirsiniz. Ama ben sizin buraya bakmanızı ve dinlemenizi istiyorum. Anlattıklarımı öğrenmenizi istiyorum. Teşekkür ederim.” Öğretmen, Lisa’nın somurtmasını dikkate almadan diğerlerini göz önünde bulundurarak sakin bir şekilde konuya devam eder.
2-Yapışkan
Birinci sınıflardan birinde kısa bir hikâye yazma etkinliği sırasında sınıf içinde dolaşırken Halid seslenir:
Halid: “Öğretmenim, öğretmenim, bakabilir misiniz?”
Öğretmen: “Halid, bir dakika.”
Halid: “Ama öğretmenim, daha sonra ne yapacağımızı bilmiyoruz!”
Öğretmen: “Halid! Aynı anda iki yerde olamam, öyle değil mi?”
Halid: (sızlanmaya başlayarak) “Ama öğretmenim..."
Öğretmen: “Tamam, tamam!” deyip öğrencinin yardıma ihtiyaç duyduğu her seslenişinde yardıma gider ve benzer bir durumun ortaya çıktığı her seferinde onunla ilgilenir.
Bu hatalı duruma düşmemek için aşağıdaki stratejiler uygulanabilir:
1. Bilinçli şekilde duymazlıktan gelip yok sayın. Bilinçli olarak duymazlıktan gelme ya da bazı davranışları göz ardı etme; dikkatleri derse yoğunlaştırma veya olumlu davranışları pekiştirme amacıyla öğretmenlerin bilinçli şekilde uyguladıkları bir tekniktir. Bu teknik sonucu öğrenciler; kurallara uyan, parmak kaldıran ve bekleyen öğrencilerin öğretmenlerce dikkate alındığını anlayacak ve kısa bir sürede kurallara uymaya alışacaklardır.
2. El işaretleriyle basit hatırlatmaları/yönlendirmeleri birleştirin. Bilinçli olarak duymazlıktan gelme işe yaramazsa ve öğrencinin davranışı dersin ahengini bozuyorsa “Konuşmadan önce parmak kaldırmayı, söz istemeyi unutmayın, lütfen!” ya da “sınıf kurallarımızı hatırlayalım mı?” gibi basit bir hatırlatmayı deneyin. Sözlü uyarıları daha güçlü kılmak ya da bazen onların yerine kullanmak üzere bir kısım jest ve mimikler kullanılabilir. Mesela, öğretmen öğrencinin beklemesi gerektiğini belirtmek için elini dur anlamında kaldırabilir veya parmak kaldırması gerektiğini hatırlatmak için bir parmağını konuşmaması gerektiği anlamında ağzına koyup diğer parmağını söz istermişçesine havaya kaldırabilir.
3. Öğrencilere alternatifler sunun. Mesela, ödev öğrenciye özel değilse “bana sormadan önce, çevrendeki üç kişiye sor” tarzında bir teknik uygulanabilir. Öğrencileri kendi
aralarında yardımlaşmaya ve sıralarında sessizce bilgi alışverişinde bulunabilmeye teşvik edin. Ancak son çare olarak öğretmenin yardımını istesinler.
Yapışkanlar için eylem stratejisi
İlköğretimde teknoloji-tasarım dersindeki bir etkinlik sırasında öğrencilerin arasında dolaşıp kilden yaptıkları şekiller hakkında bir öğrenciyle konuşurken diğer birisi elbisemi çekiştirmeye başlar: “Öğretmenim, şuna bakın, yaptığıma bakın!” Bu durumda onun isteğine uygun olarak bakabilirim ya da çekilmesini söyleyebilirim. Ama bu tepkiler öğrenciler üzerinde olumlu bir kazanım oluşturmaz. Bunun için bilinçli olarak duymazlıktan gelirim; o da sonunda pes eder, parmağını kaldırıp beklemeye başlar. Şayet böyle yapmamışsa elimi kaldırıp “bekliyoruz” anlamına gelen bir işaret yapar ve dikkatimi konuşmakta olduğum öğrenciye tekrar veririm. Her iki durumda da ilk öğrenciyle konuşmamı tamamlayınca diğeri hala sessizce bekliyorsa istekli bir şekilde çalışmasını görmeye giderim.
3-Protestocu
Üçüncü sınıf öğrencilerinin hepsi yoğun bir şekilde haritalama projesi üzerinde çalışıyorlardı. Bu çalışmalardan uzak duran David ise asık suratla bir kenara çekilmiş oturuyordu. David’in istese bu çalışmayı çok başarılı bir biçimde yapabileceğini bilen öğretmeni, O’nun uzak durup ilgisiz kalmasına adeta çıldırıyordu.
Öğretmen: “David, neden yapmıyorsun?”
David: (iç geçirerek) “Bilmiyorum.”
Öğretmen: “Ödevinle ilgili bir problem mi var?”
David: “Evet… Coğrafya çok sıkıcı.”
Öğretmen: “Sıkıcı öyle mi? İşte bu çok kötü. Bu durumda sen harita bitinceye kadar sıkılarak oturmaya devam edeceksin demektir, üstelik bunun ne kadar süreceği de belli değil, belki de akşama kadar…”
David canı sıkılarak oturmaya devam ederken öğretmenle David arasındaki sessiz protesto da sürüp gider.
Böyle bir durumda şu stratejiler izlenebilir:
1. Öğrencilere sonucunun ne olacağını da belirterek bir seçenek sunun. Öğrenciler çalışmalarını ertelediklerinde veya yapmaktan kaçındıklarında bir seçeneğe veya sonuca yönlendirin: “Eğer şimdi protesto ederek çalışmayıp projeyi bitirmemeyi seçerseniz, onu boş zamanınızda yapmak zorunda kalacaksınız.” Bu yaklaşım, boş zamanını özellikle bilgisayar oyunları, kişisel projeler veya masa oyunlarıyla geçirenler için çok etkili olur. Kullanılan dil, öğrencilerin kendi davranışlarının kendi sorumluluklarında olduğunu ve davranışları üzerinde kendilerinin kontrol sahip olmaları gerektiği izlenimini vermelidir.
2. Öğrenciye çalışmaya katılma, sorumluluğunu üstlenme ve protestosundan vazgeçme zamanı tanıyın. Öğretmen, protestocuya sorumluluğunu hatırlatıp ne yapması gerektiği ile ilgili talimat verdikten sonra protestosunu bitirerek çalışmaya başlaması için süre vermek üzere diğer öğrencilerle ilgilenir. Bunu yaparken öğrenciye, kendisine verilen talimatı ve yapılan hatırlatmayı gerçekleştirmesini beklediğini hissettirir. Bu durum, öğrencilerin talimatları veya hatırlatmaları yerine getirirken incinmemelerini sağlar ve öğretmenlerin de lüzumsuz, uzun tartışmalara girmelerini önler. Türkçemizdeki güzel bir deyimle söyleyecek olursak “ar perdesini yırtmamış” olur.
3. İlişkiyi iyileştirin. Öğrenci, istemeyerek de olsa verdiğiniz talimatı yerine getirince ders bitmeden yanına giderek gönlünü almak önemlidir. Bu, “böyle çalıştığını görmek çok güzel” ya da “başaracağını biliyordum” gibi olumlu pekiştireçler kullanılarak veya sadece bir gülümseme ve onaylama işaretiyle yapılabilir. Böyle davranılırsa çocukla ilişkide sorun olmadığı, ona güvendiğiniz izlenimi oluşturulur. Kısa bir teşekkür ya da onay, “gayretinin farkındayım” anlamını taşır ve arada bir problem bulunmadığı imajını verir.
Protestocular için eylem stratejisi
David ve öğretmeni arasında geçen başlangıçta ki konuşmaya dönelim:
Öğretmen: “David… Eğer şimdi ödevini tamamlamaz, çalışmayı seçmezsen, bunu teneffüste yapmak zorunda kalacaksın.”
David: “Ama bu hiç adil değil.” Somurtarak kollarını kavuşturur.
Öğretmen: “Belki adil değil, ama bu senin seçimin.”
Öğretmen yürür ve sorumluluğunu yerine getirmesine imkân oluşturmak için süre tanır. David, kısa bir süre sonra, öğretmenin kendisine bakıp bakmadığını da kontrol ederek –aslında öğretmen göz ucuyla onu takip etmektedir- gönülsüzce de olsa kendisine verilen talimatı yerine getirir. Teneffüs zilinin çalmasının akabinde onunla tekrar konuşur: “David, doğru kararı verdiğine sevindim.” diyerek omzuna hafifçe dokunarak çocuğu oyuna gönderir.
4-Tartışmacı
Her okulda öğretmenlerle tartışan, cevap veren ve son sözü söylemek isteyen öğrenciler vardır. Bu öğrencilerin ‘neden olmadığına, neden adaletli olmadığına, neden öğretmenlerin daima onları seçtiklerine’ dair onlarca sebepleri ve açıklamaları vardır. Burada bizi endişelendiren durumsa aşağıdaki örnekte olduğu şekilde önemsiz gibi görünen bu konuların daha üst sınıflarda öğrenci ve öğretmen arasındaki zıtlaşmaların kaynağı olabileceğidir.
Öğretmen: “Jason, niye sıranda değilsin?”
Jason: “Sadece Dimi’den cetvelini ödünç aldım.”
Öğretmen: “Bak! Bana yalan söyleme. Cetvel almıyordun, seni gördüm. (Jason’ın yüzündeki sırıtmayı görünce öğretmen kızmaya başlar ve ‘şimdi yanına geliyorum’ der.) Bıktım bu davranışlarından, bunlar yorucu ve rahatsız edici!”
Jason: “Cetveli alıp almadığımı nereden biliyorsunuz? Dimi’ye sorun isterseniz.” (Bütün sınıfın şahit olduğu olayda büyük öfkeyle omuzlarını düşürdü.)
Öğretmen: “Çok zeki olduğunu zannediyorsun değil mi? Öyleyse bana söyler misin…”
Burada, sırasında kaykılarak lakayt bir şekilde oturan Jason’la öğretmen arasında sonucunun ne olacağı belli olmayan bir tartışma başlar. Jason, bir önceki olayın etkisiyle hâlâ saygısızca sırıtmaktadır. Öğretmen, sert adımlar ve somurtkan bir ifadeyle Jason’a doğru yürür.
Öğretmen: “Sen ne yaptığını zannediyorsun?”
Bu durumda şu stratejiler izlenebilir:
1. İki davranışın birbirinden farklı olduğunu bilerek ona göre davranın. Jason’ın öğretmenleri, onu problemli bir çocuk olarak tanımlarken dayanakları ilk ya da ikinci yanlış davranışı değil, yanlış davranışlarının oluşturduğu algıların toplamıdır. Oysa davranışların her biri ayrı ayrı ele alınmalıdır. Sadece bir “Evet!” cevabı bile bazen “bardağı taşıran son damla” olabilmekte, öğretmeni rahatsız edebilmektedir. Problemi çözmek aslında kolaydır. Öğrencinin ikinci hatalı davranışını abartma, üstüne fazlasıyla düşme, kelimelerinin anlamları veya ses tonlarında hissedilen kötülüğü vurgulama yerine öncelikle ilk hatalı davranış üzerine odaklanarak onu çözmek daha doğrudur.
2. Gereksiz güç gösterisinden/kullanımından kaçının. Tartışmacı öğrenciyi doğrudan kontrol edemediğinizde zıtlıkları kullanarak kontrol edebiliriz. Tepkisel veya savunmacı düzeltmeler, özellikle itici bir beden dili, öğrenciyle aranızdaki zıtlaşmaları artırıp olumlu yönlendirme ve kontrolü daha kötü hâle getirebilir. Öğrenciler, derse katılmayan, lakayt akranlarının önünde küçük düşmemek için rol yapabilirler. Samimi ve ısrarcı olarak öğrenciyi üzerinde durduğunuz ana konuya yönlendirin ve yeni bir tartışma, anlaşmazlık veya inatlaşmaya yol açmayın.
3. Planlı hareket edin. Tartışmacı öğrenciyle konuşurken bazen taktiksel olarak onun ikinci bir hatasını görmezden gelebilirsiniz, bu sizin onu tamamen ihmal ettiğiniz anlamına
gelmez. Hele öğrenci bu davranışları alışkanlık haline getirmişse… Dersten sonra onun bu ikinci hatalı davranışını hatırlatmak ve ileride bu yanlışın ona nelere malolacağını, başına neler getirebileceğini açıklamak üzere bir plan yapın ve bunu uygulayın.
Tartışmacılar için eylem stratejisi
Üst sınıflardan birinde, Bradley’in yanından geçerken defter ve kitabını çıkarıp dersle ilgilenmeye başlamadığını fark ettim. Bunun üzerine “Bradley, henüz herhangi bir hazırlık yapmadığını görüyorum. Bir sıkıntın mı var, yavrucuğum?” dedim. Onun “Şey, iyi de, kalemim yok!” cevabına “Tamam. Benimkilerden birini alabilirsin.” dedim. Ne zaman üst sınıfların dersine girsem, tedbir olarak yanıma kalem, silgi, cetvel, tükenmez kalem vb. alırım. Bir şeyler mırıldandı, sonra sıkılarak sesini alçaltıp gözlerini yere dikerek dedi ki “Evet, şey, cetvelim de yok!” Öğretmen masasındaki malzeme çantamı işaret etmiştim: “Benimkilerden birini alabilirsin.” Üzgün bir ses tonuyla “Evet, ama maalesef kâğıdım da yok!” dedi. Yoksul arkadaş oyununa bozulmuştum; ama bozuntuya vermeden işaret ederek “Orada aynı zamanda kâğıt da var.” dedim. Onun için iğneleyici olan bu tavrıma ilaveten “Daha sonra gelip nasıl yaptığını göreceğim.” dedim. Bu kadar yardımın ardından öğrencinin homurdanarak da olsa öğretmen masasına yöneldiğini gördüm. Dersin sonunda öğrenciye -her ne kadar nezaketle davranmak zor olsa da- cesaretlendirici sözlerle kendisini kontrol etmesi gerektiğini söyledim.
5-Somurtkan
Veronica popüler, parlak bir beşinci sınıf öğrencisidir. Ödevlerini yapması konusunda bir problemi olmasa da öğretmeni onu ‘davranış sorunlarına sahip’ olarak tanımlamaktadır. O sınıftaki ilk dersimde Veronica’nın ders sırasında sürekli gezindiğini ve diğer öğrencilerle konuştuğunu gördüm. Bilinçli olarak bir süre bunu yoksaydım ve görmezden geldim, ama daha sonra sırasına dönmesi konusunda onu uyardım. Önce bir “off” deyip ardından gözlerini tavana dikerek ıslıklı bir iç çekişle “Sadece Michelle’den silgi alıyordum” dedi. Bu sırada çıkardığı “cık cık” sesleri ve başka yöne çevirdiği bakışlarıyla tipik somurtkanlık tavrını tamamladı. Hemen hemen onu her düzeltmeye kalktığımda, -hatta basit hatırlatmalarda bile,- bu tavırlar tekrar ederdi. Sınıfta bu tür davranışların çoğunu yönlendirip gerginliği azaltmaya çalıştım ama en sonunda başka bir şeyler yapılması gerektiğine karar verdim.
Bu durumda şu stratejiler izlenebilir:
1. Gerekiyorsa okuldan sonra bir konuşma ayarlayın. Böyle kısa konuşmalar -sıkıntı oluşturmaması için, etik açıdan kapı açık olarak yapılmalıdır- öğrencilerin davranışları açısından ders sırasında neler olduğunu aydınlatmanızı sağlamak için çok uygundur. Öğrencilere, farkında olmadan alışkanlık haline getirdiği davranışlarının sınıf içi hakları ve sorumluluklarına göre kabul edilemez olduğunu anlatmamız çok önemlidir. Bu tür konuşmaların dersler ilerlemeden ders yılının hemen başlarında yapılmaya başlaması ikna edici olması bakımından oldukça etkilidir. Çünkü hataların katlanması, büyümesini de sağlayacağından ilerde düzeltilmesi daha vahim durumlar ortaya çıkarabilir. Böylece öğrencilere ‘öğretmenin onları sürekli takip ettiği/edeceği’ mesajı verilmiş olur.
2. Öğrenciyle konuşacağınızı ifade edecek davetin zamanını iyi belirleyin. Öğretmenler, öğrencileriyle ders sonrası konuşmak isterlerse teneffüs zilinin çalmasından hemen önce kalmalarını istemek iyi bir stratejidir. Böylece, “Niçin?”, “Neden ben?” ya da “Ne yaptım?” gibi tartışmaları daha başlamadan önlemiş olursunuz.
3. Olumlu yaklaşın ve olumlu tavırlar sergileyin. Unutmayalım ki, rehberliğimiz, düzeltmelerimiz, uyarılarımız ve gerilmiş ilişkiler ancak olumlu ilişkilerin sürmesiyle etkin hale gelir. Konuşmalarımızda olumlu bir ses tonu ve arkadaşça yaklaşım olmalı; parmak sallayarak adeta tehdit edercesine kullanılacak bir beden dilinden kaçınmalıdır. Nutuk atmaktansa müzakere etmek, monolog yapmaktansa karşılıklı konuşmak daha verimlidir.
4. Gösterdiği tavrın/tepkinin hatalı olduğunu öğretin. Pek çok öğrenci, yapılan düzeltme ve uyarılara karşı verdiği olumsuz tepkilerin farkında değildir. Çünkü kendileri dış bir gözle izleyemezler. Öğretmenler ise bu tepkilerin kaba ve otoritelerini sarsıcı bir davranış olarak algılarlar. Oysa bizim değer yargılarımızla kaba olarak değerlendirdiğimiz tavırlar, öğrenciler için zayıf sosyal beceriler, kötü alışkanlıklar, dikkat çekme isteği ya da sınıf içinde kendini/gücünü gösterme isteklerinden ibaret olabilir. Tavrındaki/tepkisindeki hatanın ne olduğunu, bizi nasıl etkilediğini, duygularımızı açıklayabilirsek ve saygı ya da adil muamele görmeleri için onları sınıf kurallarına uymaya davet edersek en azından yaptığının kaba bir davranış olduğunu anlamasını sağlayabiliriz.
Somurtkanlar için eylem stratejisi
Teneffüs zilinden hemen önce Veronica’ya dersten sonra birkaç dakika daha kalmasını söyledim. İncinmiş bir tonda “Niçin?” diye sordu. Bunu duymazdan gelip sınıfı dışarı çıkardım. Diğer arkadaşları dışarı çıkarken Veronica kollarını kavuşturup omuzlarını düşürerek duvara yaslandı. Veronica’ya biraz önce derste bir problem olup olmadığını sordum.
Veronica: Gözlerini yere dikerek bastırmaya çalıştığı bir somurtkanlıkla “Hayır.”
"Dersten sonra kalmanı istediğim için belki de kızgınsın ya da moralin bozuk, öyle mi?"
Öğretmen : “Dersten sonra kalmanı istediğim için belki de kızgın ya da moralin bozuk hissediyor olabilir misin? Öyle mi?
Veronica: “Evet. Ne yapmıştım ki?”
Öğretmen : “Sırana dönmeni istediğim zamanı hatırlıyor musun? Ne yaptığını ve ne dediğini hatırladın mı?”
Bu noktada Veronica önemsiz gibi bir bakış attı.
Öğretmen: “Ne dediğini sana göstermemi ister misin ?”
Veronica: “Ne demişim ki?”
Öğretmen: “Dur sana göstereyim.”
Bu noktada onun sabahki duruşunu, el kol hareketlerini ve ses tonunu başını geriye atması ve kaba bakışıyla yansıtmaya çalıştım. Bu kısa bir gösteriden sonra gülümseyerek rolümü tamamladım. Veronica gönülsüzce gülümseyerek savunmaya geçti: “Bunu her zaman yapmıyorum.” “Evet, her zaman değil” diyerek sürdürdüm “Ama bu davranışları çok sık yapıyorsun. Ben sana bu şekilde davranmıyorum Veronica. Bu şekilde konuşman ses tonundan ve söyleyiş tarzından dolayı saygısızlık haline geliyor.”
Veronica: “Aslında saygısızlık yapmak istememiştim.”
Öğretmen: “Olabilir, sen bunu kastetmemiş olabilirsin; ama biliyorsun insan ne söylediğine göre değil, nasıl anlaşıldığına göre değerlendirilir.
Bu noktada öğrenciler genellikle gelişigüzel bir şekilde özür dilerler. “Bu nasıl bir özür? Şimdi gerçekten özür diledin mi? Takındığın tavra gerçekte üzülmüyorsun değil mi?” tarzında bir yaklaşımdan uzak durup konuyu daha fazla irdelemeden saygı konusundaki okul kurallarını hatırlatıp özrü kabul edin.
Katkılarından dolayı Sayın Erdinç Anaçoğlu ve Sayın Ramazan Oya’ya teşekkürler.
Kaynakça
Bill Rogers, Behavior Management: A Whole-School Approach (Scholastic, 1996)
http://teacher.scholastic.com/professional/classmgmt/trickypersons.htm

140
0
0
Yorum Yaz